“Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisi” Paneli (Nisan 2019)

(Bu panelin tam metni İktisat ve Toplum dergisinin Nisan 2019 sayısında yayınlanmıştır.)

Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisi

üzerine konuşmak üzere toplandık bugün. Ama seçim bitti mi hala bilmiyoruz. Bu önemli bir saptama. Seçimin sonucu değişebilir mi? Buna dair bir belirsizlik var mı? Teorik olarak böyle bir belirsizlik var. İstanbul seçiminin sonucu değişebilir mi? Pratikte herkes kimin kazandığını biliyor olsa da, sonucun değişmesi teorik olarak mümkün. Fakat bu oyları yeniden yeniden saymanın yarattığı belirsizlik, ülke riski anlamındaki belirsizlik bence çok daha büyük oldu.Yani sonucu değiştirebilme ümidi ile bu kadar uzatılan sayım süreci…

Metnin tamamını okumak için buraya tıklayınız.

Posted in İktisat ve Toplum Dergisindeki Paneller: Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisi |

“Türkiye Ekonomisi ve Kurumsal Yapılanma” Paneli (İktisat ve Toplum Dergisi 100.Sayı Panelleri Dizisi, Şubat 2019)

(Bu panelin tam metni İktisat ve Toplum dergisinin Mart 2019 sayısında yayınlanmıştır.)

Kurumsal Yapı

deyince, bütün iktisadi politika yapma süreçlerinin, iktisadi aktivitenin içinde gerçekleştiği yasal, hukuksal ve kültürel ortamı kastediyoruz genel anlamıyla. Kurumsal yapı çok çok önemli. Daron Acemoğlu’nun da katkılarıyla Douglass North’tan başlayan bir literatür var. Kurumsal yapının ekonomik büyümede, gelişmede ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. Bizim ülkemiz için de kesinlikle son derece önemli bir konu kurumsal yapı. Maalesef mi demeliyim bilmiyorum…

Metnin tamamını okumak için buraya tıklayınız.

Posted in İktisat ve Toplum Dergisindeki Paneller: Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisi |

“Piyasa ve Piyasaya Müdahale” Paneli (Ekim 2018)

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Kasım 2018 sayısında yayınlanmıştır.)

Piyasada Rekabet

unsuruna vurgu yapmak istiyorum ben. Çünkü biraz sonra bu Türkiye’de son oynanan komediye hatta komedi de değil fars diyeceğim enflasyonu zabıta marifeti ile önleme konusuna da bağlayacağım bunu…

Yazının tamamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in İktisat ve Toplum Dergisindeki Paneller: Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisi |

İktisat ve Toplum Dergisindeki “Ahkâm Keseri” Yazıları- Korumacılık karşıtı kampın karnına kramp, odur işte Donald Trump!

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Nisan 2017 sayısında yayınlanmıştır.)

ABD-Meksika arasındaki sınır

3 bin küsur kilometre boyunca uzanıyor. ABD Başkanı Trump, geçim sıkıntısı yüzünden ABD’ye kaçak geçerek iş arayan yoksul Meksikalıların Amerikalıların işlerini elinden aldığı gerekçesiyle, bu sınırı bir duvarla kapatmak istiyor. Bu kadar uzun sınıra Çin Seddi gibi bir duvar gerektiğinden Trump’ın hayalindeki duvar, belki de Berlin Duvarı’ndan bu yana en çok konuşulan duvar oldu bile. Ha bir de “Utanç Duvarı” var meşhur duvarlardan…

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

Yerli tuz (da) kokarsa, ithal tuz iş görür mü?

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Ocak 2017 sayısında yayınlanmıştır.)

Yeni bir yıla girerken

çok iyimser olmadığımı itiraf etmeliyim. Ama yoğunluğum dolayısıyla epeydir uzak kaldığım İktisat ve Toplum okurları ile tekrar buluşuyor olmaktan dolayı mutluyum. Ne zamandır Meksikalı uyuşturucu baronu Joaquin “El Chapo” Guzman’ın 2016 başında Meksika polisi ve deniz piyadeleri tarafından üçüncü kez yakalanmasından sonra yapılan tartışmanın düşündürdükleri hakkında yazmak istiyordum. Kısmet bugüneymiş.

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

‘Kazan-kazan’ çözüm önerisi: 6 milyarı biz verelim; göçmenleri AB alsın!

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Nisan 2016 sayısında yayınlanmıştır.)

Suriye’deki iç savaşın trajik sonuçları

gözlerimizin önünde yaşanıyor. Son dört yıldır vatanlarını terk etmek zorunda bırakılan milyonlarca Suriyelinin çok uzun süre hiçbir makamca kayıt altına alınmadıkları, dilini bilmedikleri ve yasal çalışma imkânına, sigortaya vs. sahip olmadıkları bir ülkede, hiçbir düzenli destek almadan hayatta kalma mücadelelerine üzülerek tanık olduk. Sayıları şimdi biraz azalacak ama Yunanistan üzerinden Avrupa’ya geçmek için ölümü göze alarak Ege’ye açılanların durumu/dramı daha da içler acısıydı. İnsanlıktan nasibini almış herkes gibi ben de Suriyeli göçünün safahatını üzülerek izliyorum. Dolayısıyla, yazıya attığım başlığın “ne yapıp edip Suriyelileri buradan göndermemiz lazım” gibi bir iması yok. Zaten bu insanlara yardım etmenin sadece insani değil; aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Bireysel tercihlerimiz halefine cereyan etmiş olsa da, bu insanların evlerini barklarını bırakıp göç etmek zorunda kalmalarına ciddi katkıda bulunmuş bir ülkenin vatandaşlarıyız sonuçta. Kısacası bu göçmen karşıtı bir yazı değil. Sadece halen Türkiye’de bulunan 3 milyon civarındaki Suriyelinin ve onları barındıran ülke ekonomisinin bundan sonra nelerle karşılaşacağına dair bazı öngörülerimi paylaşmak istiyorum.

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

“Anadolu sırtlanları” “Anadolu aslanları”nın yaşam alanlarını mı daraltıyor?

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Haziran 2015 sayısında yayınlanmıştır.)

Türkiye’nin 2000’lerden sonra şekillenen ekonomik büyüme modeli, kendi ekonomi politiğini yarattı. 1980-sonrası sanayi ürünleri ihraç ederek zenginleşen “Anadolu Aslanları” gibi eski aktörler ön plandaki yerlerini yeni oyunculara bıraktı. Bu yeni süreç bazen bana vahşi yaşam belgesellerini hatırlatıyor. Bir aslan grubunun avını elinden almayı hangi hayvanın başarabileceğini öğrendiğim belgeselleri…

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

Monopoly Türk İcadı Olsaydı Oyun Tahtasında ‘Hapse Gir’ Karesi Olur Muydu?

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Mayıs 2015 sayısında yayınlanmıştır.)

Bilen biliyor; Monopoly tüm dünyada popüler olan Amerikan icadı bir oyun. Emlak alımsatımıyla zenginleşme fikri etrafında gerçek hayatı simüle ediyor. Oyun tahtasında bir de “hapis” karesi var. Bu kareye düşen oyuncular, hapis yattıkları sürece oyun dışı kalıyor. Ben “hapis” karesinin eklenmesinin, ABD gibi hukukun üstünlüğü ve kural hakimiyetine dayalı olarak işleyen bir ekonomide, emlak piyasasında manipülasyon yapanların başına gelecekleri hatırlatan bir unsur olarak oyunun gerçekçiliğini artırdığını düşünüyorum. Ancak, “hapis”in bu ibret verici rolünün, oyunun popüler olduğu bütün ülkeler için geçerli olduğunu söyleyemem.

Yazının devamını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

Maduro petrol zengini Venezuela’yı nasıl madara etti? (…ve bundan bize ne?)

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Şubat 2014 sayısında yayınlanmıştır.)

Buzlar çözülmeden

adlı tiyatro oyununu biliyor musunuz? Cevat Fehmi Başkut’un 1965’de yazdığı, 1986’da Deli Deli Küpeli adıyla sinemaya da uyarlanan ünlü oyununu yani.[1] Kemal Sunal’ın başrolünde oynadığı film televizyonlarda hala gösteriliyor ara ara. Tımarhaneden kaçıp yoksul bir ilçeye gelen bir delinin, ilçeye atanan ama yoğun kar yağışı ve fırtına yüzünden görev yerine ulaşamayan yeni kaymakam zannedildiği ünlü filmden söz ediyorum. Hani deli de rolü benimser ve ilçedeki esnafı, sattıkları malın fiyatını düşürmeye zorlamak da dâhil bir dizi icraat yaparak halkın sevgisini kazanır ya; o film.

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

Bana standardını söyle…

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Ekim 2013 sayısında yayınlanmıştır.)

Standart uyumsuzluğunun sonuçları
kişiler için can sıkıcı olmaktan, ülkeler için ciddi ekonomik maliyetlere uzanan geniş bir önem aralığında değişebilir. Alt-sınırdan bir örnekle başlayıp, kendi can sıkıcı deneyimimi paylaşayım sizinle.  ABD’de doktora yaptığım yıllarda, üyesi olduğum Türk öğrenci derneğinin en yoğun mesaisi, Kasım ayındaki 2 günlük “Birleşmiş Milletler Festivali”nde gerçekleştirilen ve derneğin yıllık bütçesindeki en büyük gelir ve gider kalemlerini de kapsayan faaliyetlere harcanıyordu. Bu köşede daha önce de yazdığım gibi, en büyük gider kalemi festivalde gösteri yapan folklor grubuna eşlik edecek zurnacının masrafları;[1] en büyük gelir kalemi ise, festivalde kurulan yiyecek standında satılan dönerdi. Benim de organizasyon komitesinde olduğum sene, festivalde satmak üzere bir Yunan lokantasından tedarik ettiğimiz 20-25 kiloluk donmuş döneri, derneğin demirbaşı olan döner makinesine takmaya kalkınca kötü bir sürprizle karşılaştık. Vaktiyle Türkiye’den getirilmiş olan makinenin eti döndürmeye yarayan mili, bir ucu sivri bir boru olarak tasarlanmıştı. Yunan asıllı Amerikalı tedarikçimizin etin ortasında bıraktığı boşluk ise, kendilerinin kullandığı kılıç şeklindeki mile uygun ince bir yarıktı.

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |