İktisat ve Toplum Dergisindeki “Ahkâm Keseri” Yazıları -‘Kazan-kazan’ çözüm önerisi: 6 milyarı biz verelim; göçmenleri AB alsın!

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Nisan 2016 sayısında yayınlanmıştır.)

Suriye’deki iç savaşın trajik sonuçları

gözlerimizin önünde yaşanıyor. Son dört yıldır vatanlarını terk etmek zorunda bırakılan milyonlarca Suriyelinin çok uzun süre hiçbir makamca kayıt altına alınmadıkları, dilini bilmedikleri ve yasal çalışma imkânına, sigortaya vs. sahip olmadıkları bir ülkede, hiçbir düzenli destek almadan hayatta kalma mücadelelerine üzülerek tanık olduk. Sayıları şimdi biraz azalacak ama Yunanistan üzerinden Avrupa’ya geçmek için ölümü göze alarak Ege’ye açılanların durumu/dramı daha da içler acısıydı. İnsanlıktan nasibini almış herkes gibi ben de Suriyeli göçünün safahatını üzülerek izliyorum. Dolayısıyla, yazıya attığım başlığın “ne yapıp edip Suriyelileri buradan göndermemiz lazım” gibi bir iması yok. Zaten bu insanlara yardım etmenin sadece insani değil; aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Bireysel tercihlerimiz halefine cereyan etmiş olsa da, bu insanların evlerini barklarını bırakıp göç etmek zorunda kalmalarına ciddi katkıda bulunmuş bir ülkenin vatandaşlarıyız sonuçta. Kısacası bu göçmen karşıtı bir yazı değil. Sadece halen Türkiye’de bulunan 3 milyon civarındaki Suriyelinin ve onları barındıran ülke ekonomisinin bundan sonra nelerle karşılaşacağına dair bazı öngörülerimi paylaşmak istiyorum.

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

“Anadolu sırtlanları” “Anadolu aslanları”nın yaşam alanlarını mı daraltıyor?

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Haziran 2015 sayısında yayınlanmıştır.)

Türkiye’nin 2000’lerden sonra şekillenen ekonomik büyüme modeli, kendi ekonomi politiğini yarattı. 1980-sonrası sanayi ürünleri ihraç ederek zenginleşen “Anadolu Aslanları” gibi eski aktörler ön plandaki yerlerini yeni oyunculara bıraktı. Bu yeni süreç bazen bana vahşi yaşam belgesellerini hatırlatıyor. Bir aslan grubunun avını elinden almayı hangi hayvanın başarabileceğini öğrendiğim belgeselleri…

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

Monopoly Türk İcadı Olsaydı Oyun Tahtasında ‘Hapse Gir’ Karesi Olur Muydu?

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Mayıs 2015 sayısında yayınlanmıştır.)

Bilen biliyor; Monopoly tüm dünyada popüler olan Amerikan icadı bir oyun. Emlak alımsatımıyla zenginleşme fikri etrafında gerçek hayatı simüle ediyor. Oyun tahtasında bir de “hapis” karesi var. Bu kareye düşen oyuncular, hapis yattıkları sürece oyun dışı kalıyor. Ben “hapis” karesinin eklenmesinin, ABD gibi hukukun üstünlüğü ve kural hakimiyetine dayalı olarak işleyen bir ekonomide, emlak piyasasında manipülasyon yapanların başına gelecekleri hatırlatan bir unsur olarak oyunun gerçekçiliğini artırdığını düşünüyorum. Ancak, “hapis”in bu ibret verici rolünün, oyunun popüler olduğu bütün ülkeler için geçerli olduğunu söyleyemem.

Yazının devamını okumak için İktisat ve Toplum – Serdar Sayan sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

Maduro petrol zengini Venezuela’yı nasıl madara etti? (…ve bundan bize ne?)

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Şubat 2014 sayısında yayınlanmıştır.)

Buzlar çözülmeden

adlı tiyatro oyununu biliyor musunuz? Cevat Fehmi Başkut’un 1965’de yazdığı, 1986’da Deli Deli Küpeli adıyla sinemaya da uyarlanan ünlü oyununu yani.[1] Kemal Sunal’ın başrolünde oynadığı film televizyonlarda hala gösteriliyor ara ara. Tımarhaneden kaçıp yoksul bir ilçeye gelen bir delinin, ilçeye atanan ama yoğun kar yağışı ve fırtına yüzünden görev yerine ulaşamayan yeni kaymakam zannedildiği ünlü filmden söz ediyorum. Hani deli de rolü benimser ve ilçedeki esnafı, sattıkları malın fiyatını düşürmeye zorlamak da dâhil bir dizi icraat yaparak halkın sevgisini kazanır ya; o film.

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

Bana standardını söyle…

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Ekim 2013 sayısında yayınlanmıştır.)

Standart uyumsuzluğunun sonuçları
kişiler için can sıkıcı olmaktan, ülkeler için ciddi ekonomik maliyetlere uzanan geniş bir önem aralığında değişebilir. Alt-sınırdan bir örnekle başlayıp, kendi can sıkıcı deneyimimi paylaşayım sizinle.  ABD’de doktora yaptığım yıllarda, üyesi olduğum Türk öğrenci derneğinin en yoğun mesaisi, Kasım ayındaki 2 günlük “Birleşmiş Milletler Festivali”nde gerçekleştirilen ve derneğin yıllık bütçesindeki en büyük gelir ve gider kalemlerini de kapsayan faaliyetlere harcanıyordu. Bu köşede daha önce de yazdığım gibi, en büyük gider kalemi festivalde gösteri yapan folklor grubuna eşlik edecek zurnacının masrafları;[1] en büyük gelir kalemi ise, festivalde kurulan yiyecek standında satılan dönerdi. Benim de organizasyon komitesinde olduğum sene, festivalde satmak üzere bir Yunan lokantasından tedarik ettiğimiz 20-25 kiloluk donmuş döneri, derneğin demirbaşı olan döner makinesine takmaya kalkınca kötü bir sürprizle karşılaştık. Vaktiyle Türkiye’den getirilmiş olan makinenin eti döndürmeye yarayan mili, bir ucu sivri bir boru olarak tasarlanmıştı. Yunan asıllı Amerikalı tedarikçimizin etin ortasında bıraktığı boşluk ise, kendilerinin kullandığı kılıç şeklindeki mile uygun ince bir yarıktı.

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

Gösterge Tuhafiye: Standardı kadar konuşmak

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Ekim 2013 sayısında yayınlanmıştır.)

Standardizasyonun önemi, ekonomik büyümeye katkısı konusu böyle (tıklayınız). Peki dünyada ürün, materyal, süreç standartlarını kim koyuyor, kimin sözü geçiyor, bu güce sahip? Kısa cevap çeşitli ulusal ve uluslararası kuruluşlar şeklinde –ki bunlardan en önemlisi 1947’de kurulan Uluslararası Standartlar Örgütü (ya da ISO). Daha ayrıntılı cevabı, Tablo 2’deki göstergeler eşliğinde vereceğim. Böylece standartları(mızı) kim(ler)in saptadığı netleşecek.

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

Ofisimdeki saksıda yetişen mikroiktisatçı sardunya!

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Mayıs-Haziran 2013 birleşik sayısında yayınlanmıştır.)

İktisatla uzaktan yakından alakası olmayan ama önemli bir soru
konusunda tekrar düşünme ve çocukluğumdan beri aklıma takılan bu soruya, konunun –epey dolaylı biçimde de olsa– uzmanı sayılabilecek kişilerle sohbet ederek cevap arama fırsatı buldum geçen ay. Biliyorum; hem önemli hem de iktisatla alakası olmayan bir soru nasıl olabilir ki diye düşünüyorsunuz. Çok da haklısınız böyle düşünmekte. Ben de böyle iktisadi olmayan ama önemli soru bulmanın ne kadar zor olduğunun farkındayım. Zaten bu bahsettiğim de çocukluktan beri aklımı kurcalayan, dolayısıyla dünyanın iktisadi olaylar etrafında döndüğünün farkında olmadığım “cahiliye devrinden” kalma bir soruydu. İlk kez Uzay Yolu dizisinin TRT’nin tek kanalında siyah-beyaz gösterildiği dönemlerde kafama takılan, ama iktisadi bir yanı olabileceğini o zamanlar idrak edemediğim bir sorudan bahsediyorum: Neden bilim-kurgu filmlerindeki uzaylı karakterleri, çoğunlukla biraz deforme edilmiş dünyalılar (hatta ET karakterinde olduğu gibi insan karikatürleri) görüntüsünde olur?

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayabilir veya TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

3+ çocukçular tam olarak ne istiyor?

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Mart 2013 sayısında yayınlanmıştır.)

Geçen ay başında gündeme gelen nüfus artış teşvikleri
demografi eksenli tartışmaları hızlandırdı. İçinde bol bol genç (ve tabii ki “dinamik”!) nüfus-yaşlı nüfus lafı geçen yazılar yazıldı; demeçler verilip, tartışmalar yapıldı. Böyle bir gündem olunca, beni arayan da çok oldu. Konuyla ilgili, “Ahkâm Keseri”ni düzenli olarak okuyan İktisat ve Toplum dergisi okurlarının zaten aşina olduğu görüşlerimi yerli ve yabancı basın ile de paylaştım.

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayabilir veya TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

Ortalama 7 çocuk yapan Nijerli anneler dünya hakimiyeti (mi?) hedefliyor!

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Ocak 2013 sayısında yayınlanmıştır.)

Başbakanın bu ayın başında yaptığı Nijer ziyareti
sırasında çıkan haberleri pürdikkat izledim. Nijer’e gittiğinde de, “her çift üç çocuk yapmalı; üç de yetmez beş çocuk yapmalı” türü meşhur konuşmalarından birini yapacak mı diye merak içindeydim. Okuyanların hatırlayacağı gibi geçen “Ahkâm Keseri”ni, Sayın Başbakan’ın son Almanya gezisi sırasında, [çiftler acilen üçer çocuk yapmaya başlamazsa] 2037’ye kadar Almanya gibi oluruz [maazallah] demesinden aldığım ilhamla yazmıştım. Nüfusun genç olmasına ne kadar meraklı olduğunu “ben Almanya’nın bugün geldiği duruma gelmek istemiyorum. Nüfusumuzun genç kalmasını istiyorum” sözleriyle dile getiren Erdoğan bu konuya, dünyanın en genç nüfusuna sahip olan ülkesi olan Nijer’e yaptığı ziyaret sırasında da değinir belki diyordum.

Yazının tamamını okumak için buraya tıklayabilir veya TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

Nüfusu “genç ve dinamik” ama Türkiye bir Al(ex)manya değil!*

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Aralık 2012 sayısında yayınlanmıştır.)

Başbakanın geçen ay sonu yaptığı Almanya gezisi
sırasında gazete okurken “Başbakan ‘2037’de Almanya gibi oluruz’ dedi” manşeti gözüme çarpınca bir an için sevindim. Ben kendim de olağanüstü güzel bir Almanya gezisinden kısa süre önce dönmüştüm zaten. O yüzden “Eh 2037’ye şunun şurasında 25 yıl bir şey kaldı; Almanya gibi olmanın tadını biz çıkartamasak da çocuklarımız, torunlarımız çıkarabilecek anlaşılan” diye umutlandım.

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |