İktisat ve Toplum Dergisindeki “Ahkâm Keseri” Yazıları- “Kapan Sektör Kapan”! Kebapçı Ali Baba ve 40 KÖİ Müteahhidi: Bir Salgın Masalı

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Şubat 2021 sayısında yayınlanmıştır.)

COVID-19 SALGINI

dünyanın her tarafında hükümetlerin, hafızalarımızda benzeri olmayan önlemler almalarına yol açtı. Bütün ülkeler, hastalığın yayılma hızını azaltmak için ciddi adımlar attılar. Hem doğrudan COVID-19 kaynaklı can kayıplarını azaltmak hem de ulusal sağlık sistemlerinin vaka seli altında boğulmasını önlemek amacıyla alınan bu önlemlerin önemli bir bölümü bulaşmayı, insanların mekânsal hareketliliğini azaltarak ve temasları sınırlandırarak yavaşlatmayı hedefledi. Karantinalar, sokağa çıkma yasakları, işyeri kapatmalar ve benzeri kısıtlamalar bir yandan bu amaca hizmet ederken diğer yandan, tüketicilerin satın alma/tüketme ve üreticilerin çeşitli mal ve hizmetleri üretme/satma kabiliyetini sınırladı –halen de sınırlamaya devam ediyor. Sonuçta, yaşanan talep daralması ve onunla eşzamanlı olarak arzda yaşanan düşüş pek çok sektörde çok ciddi üretim ve istihdam kayıplarına yol açıyor.

Metnin tamamını okumak için buraya tıklayınız.

Posted in İktisat ve Toplum Dergisindeki Paneller: Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisi |

Devletin Pandemide İşini Kaybedenlere Verdiği Aylık Nakit Desteği Osmangazi Köprüsü’nden Kaç Kere Geçiriyor?

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Haziran 2020 sayısında yayınlanmıştır.)

KORONAVİRÜSÜN YOL AÇTIĞI COVID-19 SALGINI

dünyaya çarpan orta boy bir meteorun yapacağına benzer etkiler yaptı. Uzun zamandır görülmeyen büyüklükte küresel bir halk sağlığı problemi olmanın yanı sıra, yol açtığı üretim, istihdam ve dolayısıyla gelir kayıpları yoluyla insani, toplumsal ve ekonomik bir dizi problemin de tetikleyicisi oldu. Gerek salgının bizatihi kendisi, gerekse halk sağlığını korumak adına alınan önlemler kaçınılmaz biçimde ülke ekonomilerini vurdu. Pek çok sektörün arzında, doğrudan talep daralmasından ya da sektörler arası mal ve hizmet akışlarının sekteye uğramasından kaynaklanan daralmalar yaşanırken, kapanan işyerleri ve istihdam kayıplarının yarattığı gelir düşmelerine bağlı ikincil talep etkileri de gözlendi.

Metnin tamamını okumak için buraya tıklayınız.

Posted in İktisat ve Toplum Dergisindeki Paneller: Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisi |

KÖİ’ci Şirkete Vahi Öz, Siyanürle Altın Arayana Turist Ömer Olmak

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Şubat 2020 sayısında yayınlanmıştır.)

TOPLUMSAL AÇIDAN ÖNCELİKLİ İHTİYAÇLAR

oldukları hayli kuşkulu kimi Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projeleriyle ilgili olarak sıkça duyduğumuz savunma, söz konusu köprü, yol, havaalanı vs. inşaatlarının vatandaşın cebinden bir kuruş bile çıkmasını gerektirmeyeceğiydi. Ancak çok kısa süre içinde, bu projeleri üstlenen şirketlere verilen akıl almaz cömertlikteki kullanıcı garantileri sayesinde, bunları fiilen kullanan azınlığın ödediği kullanım bedelinden çok daha fazlasının, bunları hiçbir zaman kullanmayan, hatta kullanma ihtimali de olmayan vergi mükelleflerine zorla ödetileceği anlaşıldı. Vergi mükellefleri olarak, Osman Gazi köprüsü gibi, muhtelif illere yapılmış havaalanları gibi asla kullanmadığımız, bir kısmını hayatımız boyunca kullanma ihtimalimiz de olmayan bir sürü projenin parasını çatır çatır ödüyoruz.

Metnin tamamını okumak için buraya tıklayınız.

Posted in İktisat ve Toplum Dergisindeki Paneller: Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisi |

Cari açık ilelebet payidar kalacak mı?

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Ocak 2020 sayısında yayınlanmıştır.)

Türkiye Ekonomisinin Gidişatı

konusunda iktisatçılar olarak değerlendirme yaparken dikkatle izlediğimiz oranlardan biri cari dengenin gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı. Mal ve hizmet ithalatı ve muhtelif transferler için ihtiyaç duyulan döviz miktarı ile mal ve hizmet ihracatı ve transferlerden gelen döviz miktarı arasındaki farkın GSYİH içindeki payını gösteren bu oranın artıya döner gibi olduğu dönemlerde iyice dikkat kesiliyoruz. Bu böyle çünkü Türkiye ekonomisinde cari denge/GSYİH oranının artı değerler alması hayra alamet değil. Şekil 1’den de görüldüğü gibi, bu oranın sıfır çizgisine yaklaşması ve artıya geçmesi, ekonomide durgunluk, büyümenin yavaşlaması ve işsizliğin artmasına denk geliyor.

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in İktisat ve Toplum Dergisindeki Paneller: Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisi |

İktisat ve Toplum Dergisi “Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisi” Paneli (Nisan 2019)

(Bu panelin tam metni İktisat ve Toplum dergisinin Nisan 2019 sayısında yayınlanmıştır.)

Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisi

üzerine konuşmak üzere toplandık bugün. Ama seçim bitti mi hala bilmiyoruz. Bu önemli bir saptama. Seçimin sonucu değişebilir mi? Buna dair bir belirsizlik var mı? Teorik olarak böyle bir belirsizlik var. İstanbul seçiminin sonucu değişebilir mi? Pratikte herkes kimin kazandığını biliyor olsa da, sonucun değişmesi teorik olarak mümkün. Fakat bu oyları yeniden yeniden saymanın yarattığı belirsizlik, ülke riski anlamındaki belirsizlik bence çok daha büyük oldu.Yani sonucu değiştirebilme ümidi ile bu kadar uzatılan sayım süreci…

Metnin tamamını okumak için buraya tıklayınız.

Posted in İktisat ve Toplum Dergisindeki Paneller: Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisi |

“Türkiye Ekonomisi ve Kurumsal Yapılanma” Paneli (İktisat ve Toplum Dergisi 100.Sayı Panelleri Dizisi, Şubat 2019)

(Bu panelin tam metni İktisat ve Toplum dergisinin Mart 2019 sayısında yayınlanmıştır.)

Kurumsal Yapı

deyince, bütün iktisadi politika yapma süreçlerinin, iktisadi aktivitenin içinde gerçekleştiği yasal, hukuksal ve kültürel ortamı kastediyoruz genel anlamıyla. Kurumsal yapı çok çok önemli. Daron Acemoğlu’nun da katkılarıyla Douglass North’tan başlayan bir literatür var. Kurumsal yapının ekonomik büyümede, gelişmede ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. Bizim ülkemiz için de kesinlikle son derece önemli bir konu kurumsal yapı. Maalesef mi demeliyim bilmiyorum…

Metnin tamamını okumak için buraya tıklayınız.

Posted in İktisat ve Toplum Dergisindeki Paneller: Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisi |

“Piyasa ve Piyasaya Müdahale” Paneli (Ekim 2018)

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Kasım 2018 sayısında yayınlanmıştır.)

Piyasada Rekabet

unsuruna vurgu yapmak istiyorum ben. Çünkü biraz sonra bu Türkiye’de son oynanan komediye hatta komedi de değil fars diyeceğim enflasyonu zabıta marifeti ile önleme konusuna da bağlayacağım bunu…

Yazının tamamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in İktisat ve Toplum Dergisindeki Paneller: Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisi |

İktisat ve Toplum Dergisindeki “Ahkâm Keseri” Yazıları- Korumacılık karşıtı kampın karnına kramp, odur işte Donald Trump!

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Nisan 2017 sayısında yayınlanmıştır.)

ABD-Meksika arasındaki sınır

3 bin küsur kilometre boyunca uzanıyor. ABD Başkanı Trump, geçim sıkıntısı yüzünden ABD’ye kaçak geçerek iş arayan yoksul Meksikalıların Amerikalıların işlerini elinden aldığı gerekçesiyle, bu sınırı bir duvarla kapatmak istiyor. Bu kadar uzun sınıra Çin Seddi gibi bir duvar gerektiğinden Trump’ın hayalindeki duvar, belki de Berlin Duvarı’ndan bu yana en çok konuşulan duvar oldu bile. Ha bir de “Utanç Duvarı” var meşhur duvarlardan…

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

Yerli tuz (da) kokarsa, ithal tuz iş görür mü?

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Ocak 2017 sayısında yayınlanmıştır.)

Yeni bir yıla girerken

çok iyimser olmadığımı itiraf etmeliyim. Ama yoğunluğum dolayısıyla epeydir uzak kaldığım İktisat ve Toplum okurları ile tekrar buluşuyor olmaktan dolayı mutluyum. Ne zamandır Meksikalı uyuşturucu baronu Joaquin “El Chapo” Guzman’ın 2016 başında Meksika polisi ve deniz piyadeleri tarafından üçüncü kez yakalanmasından sonra yapılan tartışmanın düşündürdükleri hakkında yazmak istiyordum. Kısmet bugüneymiş.

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |

‘Kazan-kazan’ çözüm önerisi: 6 milyarı biz verelim; göçmenleri AB alsın!

(Bu yazı İktisat ve Toplum dergisinin Nisan 2016 sayısında yayınlanmıştır.)

Suriye’deki iç savaşın trajik sonuçları

gözlerimizin önünde yaşanıyor. Son dört yıldır vatanlarını terk etmek zorunda bırakılan milyonlarca Suriyelinin çok uzun süre hiçbir makamca kayıt altına alınmadıkları, dilini bilmedikleri ve yasal çalışma imkânına, sigortaya vs. sahip olmadıkları bir ülkede, hiçbir düzenli destek almadan hayatta kalma mücadelelerine üzülerek tanık olduk. Sayıları şimdi biraz azalacak ama Yunanistan üzerinden Avrupa’ya geçmek için ölümü göze alarak Ege’ye açılanların durumu/dramı daha da içler acısıydı. İnsanlıktan nasibini almış herkes gibi ben de Suriyeli göçünün safahatını üzülerek izliyorum. Dolayısıyla, yazıya attığım başlığın “ne yapıp edip Suriyelileri buradan göndermemiz lazım” gibi bir iması yok. Zaten bu insanlara yardım etmenin sadece insani değil; aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Bireysel tercihlerimiz halefine cereyan etmiş olsa da, bu insanların evlerini barklarını bırakıp göç etmek zorunda kalmalarına ciddi katkıda bulunmuş bir ülkenin vatandaşlarıyız sonuçta. Kısacası bu göçmen karşıtı bir yazı değil. Sadece halen Türkiye’de bulunan 3 milyon civarındaki Suriyelinin ve onları barındıran ülke ekonomisinin bundan sonra nelerle karşılaşacağına dair bazı öngörülerimi paylaşmak istiyorum.

Yazının devamını okumak için TEPAV – Dr. Serdar Sayan Köşe Yazıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Posted in Ahkam Keseri Yazıları |